Skip navigation

Yaşamak için yalvarmadık ölmek için yalvarmayız.

Dostum olmaz, hasmım yaşamaz.

Ölenin arkasından ağlamaki, sen öldükten sonrada arkandan ağlıyan bırakma !!

Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar. Normal insanlar sonuçları tartışırlar. Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Her zaman mutluluğun doruğundayken gülünmez, bazen sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurum kenarındayken bile gülümseyeceksin.

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.

Asla birilerinin umudunu kırma, belkide sahip oldukları tek şey o’dur.

Hayatta edindiğim tecrübeler, yediğim kazıkların toplamıdır.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.

Dostun dostumdur, düşmanın düşmanım.

Kaç ölüm adını değiştirir ?

Hayatta hiç bir şey tesadüf değildir.

Duello, akreple yelkovanın buluştukları andır.

Bela, kişinin sevdiklerinden gelir.

Sadakat, en güçlü panzehirdir.

Herşeyin, zamanı var; yaşamanın, sevmenin, hatta ölmenin bile..

Beyazın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.

Ölüm, yaşamdan daha gerçektir.

Kimse canından emin olamaz…

Dünya bir gündür, o da bugündür!

Biz belimize silahı silahla vurulmak için koyduk.

Senden bir tane daha yoksa, eyvallah diyeceksin.

Büyük güç, büyük sorumluluk ister.

Sen, sen ol! Asla biz olma.

Atasını tanımayan, it peşinde gezer!

Biz ölmeyi çoktan göze aldık da, yanımızda kimleri götürücez onu düşünüyoruz.

Sakın 30 yıl hukukun olmayan birine, sakın deme!

Insana güvenme ölür, ağaca yaslanma kurur.

Her gün olan yenilik, benim geleneklerime bir ihanet ve hakarettir.

Ölüm, beklenmedik kişiden, beklenmedik zamanda gelebilir…

Kurtlukta kanun, düşeni yemektir.

Azdan az, çoktan çok gider.

Namımızın büyüklüğü, dostlarımızın büyüklüğündendir.

Vito Cascio Ferro

Vito olarak tanınan Vito Cascio Ferro, 1862’de Palermo’da doğdu. 1901’de göç ettiği New York’ta, mafya içinde hızla yükseldi. Pizzu olarak bilinen haraç alma tekniğini geliştirerek ün kazandı.

Charles ‘Şanslı’ Luciano

Time dergisinin 20. yüzyılın en çok sözü geçen 20 kişisinden biri olarak gösterdiği Charles ‘Şanslı’ Luciano, 1897’da Sicilya’da doğdu. 1907’de ailesi ile birlikte Amerika’ya göç etti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde, New York’ta küçük işlerde uğraştı. Al Capone’un Chicago’daki yükselişine benzer biçimde Şanslı Luciano da New York’da hızla yükseldi. Castellammarese Savaşı’nda kaybeden taraftaydı, ancak rakip ailenin liderinin kısa süre sonra öldürülmesi sonrasında, Amerika’daki İtalyan mafyasının yapısını oluşturan ünlü Komisyonun mimarı ve en etkili kişisi Lucaino oldu.

Al Capone

En ünlü Amerikan gangsterlerinden biri olan Alphonso Gabriel ‘Al’ Capone, 1893’te ABD’ye göç etmiş Napolili bir ailenin çocuğu olarak 1899’da New York’ta doğdu. Doğduğu şehirde pek çok küçük işte çalıştı. Bu işlerden biri olan bar fedailiği sırasında yüzüne aldığı üç yara nedeniyle daha sonraları kendisine yaralıyüz (scarface) lakabı takıldı. Al Capone de Şanslı Luciano gibi suç dünyasındaki yükselişini 1920’li yıllardaki içki yasağı sayesinde gerçekleştirebildi.

Michele Navarra

Doktora derecesine sahip bir fizikçi olan Navarra mafya tarihinin en ilginç kişiliklerinden biri… 1905 yılında Carleone’de doğdu. Hayatı mafyayla pek çok bağı olan bir kadınla evlenmesiyle değişti. Kısa sürede Cosa Nostra içinde yükselerek 1940’lı yıllarda Carlenone Ailesi’nin başına ‘Baba’ olarak geçti.

Salvatore Greco “Ciaschiteddu-Küçük Kuş”

1923’te Palermo’da doğan Greco ünlü bir mafya ailesi olan Ciaculli’lerin bir üyesi… Babası Giuseppe Greco, aile içinde süren bir kan davasında öldürüldü. ‘Küçük Kuş’ ya da “Şarap Testisi’ lakabıyla anılan Salvatore Greco ailenin başına geçerek kısa sürede güçlendi. 1957’de Amerikan Mafyası ile İtalyan Mafyası arasında gerçekleşen ‘Palermo Görüşmeleri’nde yer aldı. Daha sonra kurulan Sicilya Mafya Komisyonu’nda bulundu. Birinci Mafya Savaşı sırasında pek çok cinayetin emrini verdi.

Angelo La Barbera

1924 doğumlu Angelo La Barbera, kardeşi Salvatore ile birlikte büyük bir Sicilya mafya ailesini yönetti. ‘Palermo Görüşmeleri’ ve ‘Sicilya Mafya Komisyonu’nda yer aldı. La Barbera, Birinci Mafya Savaşı’ndan sonra kurulan 114’ler Mahkemesi’nde hüküm giyen az sayıdaki mafya liderinden biri oldu.

Gaetano Badalamenti

Ünlü bir Sicilyalı mafya ailesin olan Cinisiler’e mensup olan ‘Don Tano’ Badalamenti, özellikle pizza dükkanları aracılığıyla 1.65 milyar dolarlık uyuşturucu ticareti yapmasıyla mafya dünyasında ünlendi. Birinci Mafya Savaşı sonunda ağır yara alan Cinisi Ailesi’nin başına geçti. 1970’li yıllarda pizza trafiği üzerinden yürüttüğü eroin ticaretiyle milyarlarca dolar kazandı.

Luciano Leggio


En tanınmış mafya babalarından biri olan Leggio, 1925 yılında Carleone’de doğdu. Pek çok mafya babasının tersine bir mafya ailesine mensup değildi. Küçük bir çiftçinin oğlu olan Luciano Leggio küçük yaşta başladığı ‘suç kariyeri’ni 1945’te Michele Navarra tarafından kabul edilmesinden sonra Carleoneler’de devam ettirdi. Entelektüel bilgisi geniş olduğundan kendisine ‘profesör’ deniyordu. 1940’ların sonunda tanıştığı Salvatore Riina ve Bernardo Pravozano ile birlikte Carleoneler içinde hızla yükseldi.

Salvatore ‘Toto’ Riina


‘Canavar’ ya da ‘Kısa’ olarak da bilinen Salvatore Riina, en acımasız mafya babalarından biri kabul ediliyor. 1930’da Carleone doğumlu Riina kısa sürede Carleone Ailesi içinde sivrildi. Patronu Michele Navarra için tetikçilik yapıyordu ancak asıl patronu Lucino Leggio’ydu. Leggio’ya yapılan başarısız suikast girişimi ardından Navarra’nın iki katilinden biriydi. Leggio’nun 1974’te yakalanmasından sonra ‘Babaların Babası’ olarak Sicilya mafyasının başına geçti ve selefinin kanlı taktiklerini sürüdürdü.

Bernardo Provazano


1933 Carleone doğumlu Provazono, çoğu kişi için son ‘Babaların Babası’dır. Yirmili yaşlarından önce Carleoneler’e katılan Provazona, Leggio ve Riina ile olan işbirliğini, Riina’nın 1993’te tutuklanmasından sonra Sicilya Mafyası’nın başına geçerek sürdürdü. Riina’nın tutklanmasının ardından birkaç bombalı eylem emri verse de selefinin şiddet taktiklerini sürdürmeyerek mafyayı sessiz bir döneme soktu. Onun döneminde Cosa Nostra’da bölünmeler olduğuna yönelik çok sayıda spekülasyonlar yayıldı. Bir başka iddiada da 1993’te İtalya Başbakanı Silvio Berluconi 1993’te Forza Italia hareketi ile politikaya atılırken kendisi ile irtibata geçmek istediğidir. 40 yıllık kaçışının ardından 2006 yılında yakalandı.

Kendi ülkemizde de varolan bu örgütlenme eskisi gibi olmasada oldukça geniştir. Türkiye geçirdiği darbeler sonucunda “derin devlet” sözcüğü ile tanışmıştır bu iki kelimenin altında binlerce kitap,belge,film,mahkeme ve gözaltılar vardır. Türkiye kendi mafya dünyasına giriş yapmadan önce çeşitli devlet kurumları tarafından yönetildiğine inanılan çeşitli çetelerin ve kişilerin isimleri ile tanışmıştır. Bu örgüt yada çeteler devletin adının karışmasını istemediği bütün işleri birer birer ve kanlı olarak gerçekleştirmiş ve bunun sonunda dokunulmazlık,koruma ve kendi dünyalarında “nam” kazanmışlardır. Bu kişiler devlet tarafından uzun bir süre yönetildiklerinden sonra devlet kendi kontrolünü yasal ve kamusal olarak kazanmış ve bu insanlara daha fazla ihtiyacı olmadığı için ilişkisini sonlandırmıştır. Ancak bu kişilerin bırakıldığı gibi kalmaları söz konusu bile değildir. Geçmişteki bağlantılarını kullanan bu “babalar” önce yeraltı dünyasında ilerlemiş ve illegal olarak çok karlı ne kadar iş varsa hepsini teker teker gerçekleştirmiştir. İnsan,silah,mal,uyuşturucu kaçakçılığı,tetikçilik,haraç kesme ve koruma bunlara sadece bir kaç örnekten biridir. Herzaman bu kişilerin devlet çatısı altında bazı bağlantılar olduğu bilinsede genelde bu bağlantılar asla ortaya çıkmamıştır. Ancak bu bağlantılarını kötü yollu kullanarak bu insanlar çok büyük işlere ve çok büyük paralara kavuşmuşlardır. Uzun bir dönem bu “babaların” hanedanlığı sürmüş artık her iş onlardan sorulur hale geldikten sonra ve bu insanların ellerinde olan potansiyel güç yüzünden artık devlet bu insanların canının istedikleri her şeyi yapmasına müsade etmek deil müdahale etmek gerektirdiğine karar vermiştir. Bazı durumlarda sadece yargıyı kullanıp ancak bazı durumlarda askerden bile olsa aldığı yardımlarla bu mafya aleminin kökünü kurutmayı hedef bilen devlet onlarca operasyonun sonunda bu “babalar” demir parmaklıkların arkasına sokulmuş ve hanedanlıklarına bir son verilmiştir. Hala ufak çapta faal olan bu örgütler eskisi gibi olmasada ellerinde bir güç barındırmakta ancak devlet demir yumruğu ile bu insanların her zaman adalet karşınına çıkarmayı kendisine hedef biçmiştir.

 

Japon mafyası Yakuza’nın durumu, son derece ilginç bir konudur. Piramit şeklindeki örgütlenişi, alt üst ilişkisi, insanlara yaklaşımı, katı kuralları, devleti ve ülkeyi herşeyden üstün tutuşu ve görüntüsü ile Yakuza, ender bir yapıya sahiptir. Siyah takım elbiseli, beyaz kravatlı, güneş gözlüklü, çoğu ustura traşlı, vücudu dövmeli, serçe parmağı kesik Yakuza’nın, Japonya’da saklanma ya da yer altına çekilme gibi bir sorunu yoktur. Çünkü her zaman gözler önündedir, alkışlarla siyasal zemindedir, devletin içindedir, polisle kol koladır. Devlet görevlileriyle olan bu danışlıklı hareket tarzı, Japon mafyasına toplum düzenini koruma misyonu yüklemiştir. Suç unsurlarını asgariye indirip çözümü polise havale etmek de, en önemli işlevlerindendir. Tamamen geleneksel Japon anlayışı üzerine kurulmuş olan Yakuza, yaklaşık 20 bin kişilik ordusuyla, ülke genelini en ücra sokaklarına kadar kontrolü altında tutmasıyla meşhurdur. Üyelerini aşırı sağcı sokak gençlerinden de seçen Japon mafyası, büyük holdinglerden, köşe başlarındaki küçük iş yerlerine, partilerden karakollara kadar geniş bir yelpazede görülür.

 

Sadakat, uyum, sevgi, saygı, suç, ceza motivleriyle süslü Yakuza, iç yapılanması ve hiyerarşik ilişkisini kusursuz bir şekilde yerine getirmesiyle, tam bir aile gibidir. Temel alınan nokta ise elde edinilen gelirin sağlıklı bir şekilde bir üst şefe ulaştırılması ve özellikle insanlara sevecen gözlükle ayrıca dış dünya ile ilişkilerde ölçülü olmadır. Japon mafyası yüklendiği görev nedeniyle kendisini gerçek yurtsever sayar, vatanın asıl koruyucusu olarak algılar, ülke çıkarlarını zedeleyici hiçbir davranışta bulunmaz. Özellikle yerel istihbarat ağının güçlü oluşu, ister istemez Yakuza’yı devletle yakınlaştırmış, hatta bazı durumlarda polisten daha avantajlı duruma getirmiştir. Nitekim çoğu sağcı ve liberal parti liderlerini Yakuza üst düzey şeflerini yanlarında bulundurmalarını yine Yakuza dostları ile üst düzey şeflerinin hareket alanlarını belirleyici toplantılar düzenlemeleri sıkça yaşanan olaylardır. En sert katı kurallarla donatılmış Japon mafyasının kendi arasında çelişki ya da çıkar hesaplaşmasına girdiği pek nadirdir; aksine son derece uyumlu bir çalışma tarzı vardır. Hangi üyenin hangi gruba bağlı olduğu, vücutlarına işlenmiş dövmelerle belirginleşmiştir, hangi mafya grubunun hangi alanı kontrolünde tutacağı da çok önceden beri netleştirilmiş, bölgeler paylaştırılmıştır. Kendi içinde hata yapan üyesinin küçük serçe parmağını keserek cezalandıran Yakuza, hataların çoğalması ile diğer parmakları da sırasıyla keser

 

Daha önceleri topladığı “vergi”lerle ayakta duran ve insanlarda derin korkulara yol açan Japon mafyası Yakuza, son yıllarda uyuşturucu ve fuhuş sektörüne yönelince, eski popülaritesini kaybetmeye başladı. Özellikle ülke çapında organize ettiği ve kontrolünde tuttuğu rendevuevi gibi beyaz kadın ticaretinin yapıldığı yerlerde yaşananlar, son derece ilginçtir. Japon mafyasının eline düşen genç kızlar, böylesi yerlerde çok iğrenç bir şekilde kullanılırlar. Para karşılığında erkeklerle ilişkiye zorlanırlar. Her türlü pisliğe bulaştırılıp alıştırıldıktan sonra gelirden kendilerine küçük bir pay verilir.



 

 

1991 yılında Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra artık devlet tarafından yönetilmeyen bir çok iş kolu açılmıştır. Bu yolla ortaya çıkan bir sürü zengin olduğu gibi aynı zamanda bir suç örgütüde Rusya’da ortaya çıkmıştır. Eski askerler olan bu insanlar ilk başlarda içki, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yaparak para kazanmış ve bu parayı zaten çok ucuz olan araziler ve madenler alarak muhteşem bir servet kazanmışlardır. Ancak bu paraların yanında ülkenin dört bir yanında faal olarak çalıştığı ve karşılığında para alarak yaptığı hizmetler ve infazlar’ı kullanarak kendi vatanında egemen olmuştur. Öyleki sadece mafya üyelerinin kullanabildiği araba olan “Volga”yı görenler sokaklarda kaçacak yer arar ya da kendilerini rahat bırakılmasını isteyen insanlardan haraç alırlar. İhaneti ve başarısızlığı asla kabul etmeyen bu örgüt gücünün doruğundayken önce İngiltere sonra Amerika olmak üzere bir çok ülkeye yayılmıştır. Amerikada italyan mafyasının en büyük rakibi olan bu örgüt diğer ülkelerde de kendine çok geniş bir pay bulmuştur. Öyleki neredeyse şehirde yapılacak olan bütün iş ve ihaleleri kendilerine ya rüşvetle ya da zorla almayı başarmıştır. Bazı üyelerinin önceden KGB den kopup gelmesi ile yükselişe geçen örgütü son zamanlardaki rus hükümeti zora sokmuştur. Dünyadaki en vahşi ve en kuvvetli mafya örgütü olarak görülen rus mafyası artık sadece tehditle bile çok yüksek paralar almıştır. Bu nedenle örgüt parasını İngilterede tutup kendilerine birer iş adamı süsü vermiştir. Artık bu zamanlardada İngilterede olduğu kadar Amerikada da çok büyük bir hükme sahiptir.

Sonraki yazıda Çin ve Japon Mafyası …

 

Öncedende söylediğim gibi başka ülkelere akın eden mafya kaçakları yeni ülkelerinde kendilerine bir suç ağı oluşturmaya başladı. Ancak İtalyanın aksine artık örgüt olarak deil tek başına yani “Gangster” olarak da kendilerini gösteriyorlardı. Zamanla Amerika eyaletlerine yayılan bu şahıs ya da örgütler çok büyük infazlara ve soygunlara neden oldular. Genellikle kendi vatandaşlarını korumak için bir ücret karşılığında destek olduklarından kazandıkları paraları, yanlarına adam alarak federal bankaları soymak, silah satın almak, adam kaçırmak, ve suikastler düzenleyerek dikkat çektiler. Bu devirde şehirler ve suç örgütleri ayrıldı. Al Capone, John Dillenger ve Lucky Luciano gibi gangsterler Chicago’da kendilerine bir krallık kurarken Sicilyadan gelmiş “Don”lar kendilerine en başa New York olarak Amerikayı yavaş yavaş paylaştılar. Chicago’da meydana gelen bombalamalar, suikastler, kundaklamalar ve kaçakcılık federal büronun dikkatini bu kente yoğunlaştırmasını sağlamıştır ve bunun üstüne bu gangsterler ağır kayıplar vermiştir. Federal büronun işlerine burnunu sokmamasını isteyen italyan mafya aileleri kendilerine iş olarak gene yasadışı yollarla ancak asla onları parmaklıkların ardına koyamayacak çok gelirli işler yapmaya başlamıştır. Bunun yanında yasal olarak bir çok gece kulübü, restorant,cafe,otomobil galerisi,bir çok fabrika ve bunun yanında binlerce iş yapmışladır. Zaten eylenmeyi ve bunun üzerinden para kazanmayı seven bu aileler sadece kumar oynatabilmek için Amerikanın merkezindeki Nevada çölüne bu günkü Las Vegas’ı kurmuştur. Sanat dünyasınada bir çok katkıda bulunan bu aileler kendi topraklarından gelen sanatçıları diğerlerinin önüne koyup onların ününe ün katmışlardır. Buna en büyük örnek ise bir efsane ve mafya bağlantısı kanıtlanan Frank Sinatra’dır.

Eminim bildiğiniz gibi Amerikada bir çok suç örgütü ve çete var ancak ben bunun sadece M.A.F.I.A kolunu anlatmayı seçtim. Elbetteki siyahi rapçi/gangster yada meksikalı çetecileri ve bunlarla sürekli çatışmalar içerisinde olan K.K.K zihniyetli redneckler unutulmamalıdır.

Bir dahaki yazıda Rus Mafyası ve

 

 

Bilindiği üzere “Mafia” bir suç örgütü olarak kurulmadı. Kendi ülkemizde de gördüğümüz “Kuvayi milliye” Fransızların işgaline karşı kurulan bir yer altı birliğinin adıdır. Kelimenin tam açılılı zaten “Morte Alla Francia:Italia Aneta” yani Fransızlara ölüm, yaşasın italya’dır. Ben bu yazılarımla mafyanın bir direniş örgütünden nasıl bir suç örgütüne dönüştüğünü anlatmaya çalışıcağım.

Öncelikle mafia’nın vatanı olan İtalyadaki Sicilya adasında uygulanmasına bakalım. İtalya’ya özgü Don yani toprak ağası sıfatı ile fransızların baskılarını karşılayan bu örgüt amaçlarını başarı ile tamamladığında artık bu gücü kendi çıkarları için kullanmaya başladılar. Zaten güçlü olan bu toprak ağaları gücüne güç katmak amacı ile diğer ailelerin ve köylülerin bağlılıkları ile topraklarını ve bununla gelen büyük miktarda paraları kendi himayesi altına almaya başlamıştır. Gelelim çatışmanın başlama sebeplerine önceleri Don’ların kardeşliği ile yürütülen bu örgüt, zaman ile açgözlülüğün ve hırs’ın insanoğlunu cezbettiği için birbirleri ile çatışmalara ve kanlı zamanların başlamasına neden olmuştur. Artık bu örgüt kendi vatandaşlarını kollamak ve kurtarmak yerine onların sırtından kar sağlamak ve kendi yandaşlarının bağlılığı ve gücü için bir bedel ödemeye başlamıştır. Benito Mussolini’nin baskıları sonucu mafyaya büyük zararlar verilmiş ancak asla önüne geçilememiştir. Bu zamanlarda mafya kendini sicilyadan kurtarıp İtalyanın palermo kentine uzanarak bulmuştur. Artık bu italyan mafyasının çıkış zamanıdır ve yanında muhteşem bir suç potansiyeli ile gelmiştir. Bu dönemlerde Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın dört bir yanında gelen göçmenleri kendi ülkesine kabul etmiş ancak sicilyadan gelen azgın kaçakları ve mafya ortaklarınıda kendini ifade edecek ve suç dünyasını başka topraklara getirecek yeni adamlara ev sahipliği yapmaya başlamıştır …

Bir dahaki yazıda A.B.D’deki mafya tarihini …